
Raşitizm (Rikets / kemik zayıflığı) nedir?
D vitamini eksikliği neden olur?
Vitamin D hangi besinlerde bulunur?
Anne sütünde yeterince D vitamini var mıdır?
Raşitizmin belirtileri nelerdir?
Raşitizmin vitamin D eksikliği dışında ortaya çıkması mümkün müdür?
Raşitizm nasıl teşhis edilir?
Raşitizmin tedavisi zor mudur?
Raşitizm tedavisinin riskli yanları var mı dır?
Raşitizmden korunulabilir mi?
D vitamini ile ilgili yanlış inanışlar var mıdır?
Raşitizm (Rikets / kemik zayıflığı) nedir?
Raşitizm
kemiklerde kalsiyum depolanmasının yetersiz olmasına bağlı olarak
ortaya çıkan şekil bozukluklarına verilen genel addır. Nedenleri
çeşitlidir. Her yaşta görülebilir. En sık olarak görülen, dolayışıyla
raşitizm denilince ilk akla gelen D vitamini eksikliğine bağlı olarak
süt çocukluğu döneminde gelişen raşitizmdir.
D vitamini eksikliği neden olur?
D
vitamini diğer vitaminlerin çoğundan farklı olarak besinlerle
alınmasının yanında güneş ışığının yardımı ile ciltte yapılır. Ciltte
yapılan bu D vitamini vücudun gereksinimini karşılayan temel kaynaktır.
Besinlerle alınan ya da ciltte yapılan vitamin D karaciğerde ve
böbreklerde bir dizi işlemden geçerek etki gücü en yüksek olan D
vitamini şekline dönüşür. D vitamini eksikliği de bu aşamalardan
herhangi birindeki bir soruna bağlı olarak gelişebilir; Güneş ışığına
yeterince maruz kalmamak, D vitamini ve kalsiyumdan zengin besinler
almamak, barsaklardan emilim bozukluğu, karaciğer ya da böbrek
yetersizliği gibi. Bunlara ek olarak, uzun süreli olarak kullanılan
bazı ilaçlar da D vitamini metabolizmasını etkileyerek raşitizme yol
açabilir. Epilepsi (sara hastalığı) tedavisinde kullanılan
difenilhidantoin (epdantoin) ve fenobarbital (luminal) bu ilaçlar
arasında yer alır.
Vitamin D hangi besinlerde bulunur?
Eğer
besinler özel olarak D vitamininden zenginleştirilmemişse, genellikle
sıradan bir beslenme günlük gereksinimi karşılamaya yetmez. Bunun
istisnası balık ürünleri özellikle balık yağıdır.
Anne sütünde yeterince D vitamini var mıdır?
Anne
sütündeki D vitamini miktarı 12-60 IU civarındadır. Bu miktar günlük D
vitamini ihtiyacı olarak saptanan 400 IU’e kıyasla azdır. Anne
sütündeki D vitamininin daha kolay emildiği, dolayısıyla daha etkin
olduğu ileri sürülse de, bugün anne sütünün tek başına süt çocuğunun D
vitamini gereksinimini karşılamayacağına inanılmaktadır. Bu durum
özellikle annede D vitamini eksikliği varsa daha büyük önem taşır. Ana
rahminde fötusun D vitamin ihtiyacı annenin depolarından karşılanır.
Fötus doğumdan sonra kendini bir süre idare edebilecek kadar D
vitaminini de çeşitli dokularında depolar. Eğer annede D vitamini
depoları yeterli değilse bebek ya D vitamini eksik olarak, ya da
yetersiz D vitamini depolamış olarak doğar. Bu durum da doğumdan sonra
yeterli D vitamini alınmaz ya da yeterince güneş ışığına maruz
kalınmazsa D vitamini eksikliğine bağlı raşitizmin oluşmasını
kolaylaştırır.
Raşitizmin belirtileri nelerdir?
Raşitizmin
belirtileri yaşa göre değişir. En sık görüldüğü dönem olan ilk yaş
içerisindeki belirtiler kandaki kalsiyum ve fosfor düzeylerinin
düşüklüğüne bağlıdır. Bu belirtiler; sebebi izah edilemeyen huzursuzluk
gibi müphem belirtilerden havale geçirmeye kadar değişir. Raşitizmli
bebeklerin kasları gevşek ve güçsüzdür. Bu nedenle geç oturur, geç
emekler ve geç yürürler. Buna karşın zeka gelişimleri bu durumdan
etkilenmez. Nedeni bilinmeyen ve hastalıkla ilişkisi kesin olarak
gösterilmemiş ama anneler tarafından sıkça söylenen bir belirti de baş
terlemesidir.
Raşitizmin diğer belirtileri ise kemiklerde
kalsiyum birikiminin yetersizliğine bağlıdır. Bıngıldak yaşa göre
büyüktür ve kapanması gecikir. El ve ayak bilekleri geniştir.
Kaburgaların üzerinde tespih tanesi gibi şişkinlikler fark edilebilir.
Göğüs kafesinin alt kısmında oluk benzeri bir çökme oluşabilir. Diş
çıkması gecikir. Raşitizmli çocukların alınları geniş ve belirgin,
karınları ise şiş gözükür. Eğer hastalık tedavi edilmezse büyüme
yavaşlar ve bir süre sonra çocuk boyca yaşıtlarına göre geri kalır.
Çocuk yürümeye başladıktan sonraki en önemli bulgu bacaklardaki
eğriliktir (O ya da V bacak).
Bu belirtilerin önemli bir kısmı
raşitizme özgü değildir. Bununla beraber bu belirtilerin bir kaçı bir
araya gelirse raşitizm bulunup bulunmadığına ilişkin tetkiklerin
yapılması gereklidir.
Raşitizmin vitamin D eksikliği dışında ortaya çıkması mümkün müdür?
Evet.
Raşitizm nadir de olsa başka durumlarda da ortaya çıkabilir. Bu
durumlar ya böbrek hastalıklarına ya da doğuştan beri bulunup
belirtilerini daha geç dönemde veren genetik/ailevi bozukluklara
bağlıdırlar. Bu hastalıkların sonuçları ve tedavisi her birine özgü
olduğu için, vitamin D eksikliğine bağlı raşitizmden ayırt edilmesi
önemlidir.
Raşitizm nasıl teşhis edilir?
Çoğunlukla klinik
bulgular teşhis için yeterli olmakla beraber kesin teşhis için ya kemik
filmi çekilmesi ve/veya kan tahlili ile kalsiyum, fosfor ve alkalen
fosfataz düzeylerinin ölçülmesi gerekli olacaktır.
Raşitizmin tedavisi zor mudur?
Raşitizmin
tedavisi oldukça kolaydır. Tedavinin esası eksikliğin giderilip,
depoları doldurmaya yetecek D vitamininin verilmesinden ibarettir.
Tedavi çok nadir durumlar dışında ağız yolu ile verilir. D vitamini her
gün günlük ihtiyacın 5-20 misli dozda (2000-8000 IU/gün) ve iki ila üç
ay süre ile verilir. Bir başka tedavi yolu da yüksek doz D vitamininin
(600 000 IU) bir defada ağızdan verilmesidir. Her iki tedavinin de
kendine özgü avantaj ve dezavantajları olup, hangi tedavinin seçileceği
kararı hekim tarafından verilmelidir. Eğer kalsiyum eksikliğine bağlı
belirtiler ağırsa ve kalsiyum düzeyleri düşükse tedaviye ağız yolu ile
kalsiyum verilmesi de eklenir.
Raşitizm tedavisinin riskli yanları var mı dır?
D
vitamini eğer gereğinden uzun veya fazla dozda kullanıldığı takdirde D
vitamini zehirlenmesi denilen, böbrek yetmezliği ve ölüme kadar
gidebilecek bir hastalığa yol açabilir. Bu nedenle D vitamini
tedavisinin hekim kontrolünde uygulanması gereklidir.
Raşitizmden korunulabilir mi?
Evet.
Raşitizmden korunmanın temel koşulu gebe ve emzikli annelerle
çocukların yeterince güneş ışığına maruz kalmalarının sağlanmasıdır. D
vitamini yapımını sağlayan ultraviyole ışını pencere camından geçmez.
Bu nedenle arzu edilen yararın sağlanabilmesi için güneş ışığına direkt
olarak maruz kalınması gereklidir. Amerika Birleşik Devletleri’nde
yapılan bir çalışmada sadece bez bağlı olarak haftada 10 dakika, baş,
yüz, el ve ayaklar açık olarak haftada 2 saat güneş ışığında bulunmanın
korunmak için yeterli olduğu gösterilmiştir. Bununla beraber, biz bu
sürenin yarı çıplak olarak günde 10 dakikadan, giysili olarak günde 30
dakikadan daha fazla olması gerektiğine inanmaktayız. Annelerin
bebeklerin en önemli D vitamini kaynağı olduğu akılda tutulmalı ve gebe
ya da emzikli kadınlar da benzer şekilde güneş ışığına maruz kalmaya
çalışmalıdırlar. Bu durum dini inanışlar nedeni ile kadınların
örtündüğü ülkemizde çok daha önemlidir.
Yukarıdaki korunma
tedbirlerine ek olarak, ağız yolu ile D vitamini verilmesi ile de
korunma mümkündür. Annelerde D vitamin eksikliği riski de göz önünde
tutularak, anne sütü alan tüm çocuklara günde 400 IU D vitamini
verilmelidir. Hazır mama ile beşlenen çocuklarda bu mamalar yeterince D
vitamini içerdiği için böyle bir uygulamaya gerek yoktur. D vitamini
verilmesi anne sütü kesildikten sonra da devam etmeli ve en az 1 yıl
süre ile uygulanmalıdır. Bu noktada, anne sütünün ilk dört ile altı ay
içerisinde D vitamin içeriği dışında çocuğun büyüme ve gelişmesi için
tek başına yeterli olduğunu hatırlamak, diğer yararları göz önünde
tutulduğunda anne sütünün bebek için en iyi besin olduğunu bir kez daha
vurgulamak yararlı olacaktır.
Diğer bir önemli korunma yolu da,
en sık tüketilen besinlerin, daha hazırlanma aşamasındayken D vitamini
yönünden zenginleştirilmesidir. Bati ülkelerinde 1930’lu yıllardan beri
sürdürülen bu uygulama bir miktar başlangıç yatırımı gerektirse de
kolay ve ucuz bir yöntemdir. Sadece süt ve ekmeğin D vitamini yönünden
zenginleştirilmesi yalnız raşitizmin değil, ileri yaşlarda D vitamini
eksikliği sonucu artan kemik erimesi (osteoporoz) ve buna bağlı kırık
riskinin de azalmasına hizmet edecektir.
D vitamini ile ilgili yanlış inanışlar var mıdır?
Başlangıçta
da söz edildiği gibi D vitamini eksikliğinde diş çıkması gecikebilir.
Bu nedenle dişlerini çıkarmakta geciken tüm çocuklarda D vitamini
verilmesinin yararı olduğu inanışı yaygındır. “Diş iğnesi” adı ile
hekim önerisi dışında kullanılan yüksek doz D vitamini enjeksiyonları
yukarıda belirtildiği gibi D vitamini zehirlenmesinin ciddi sonuçlarına
neden olabilir. Diş çıkmasında gecikmenin çok değişik nedenleri
olabilir. D vitamini eksikliği bunlardan sadece biridir. Altta yatan
esas neden bilinmeden diş çıkması geciken her çocuğa yüksek doz D
vitamin verilmesi yanlıştır.
Hazırlayanlar
Prof. Dr. Şükrü Hatun, Kocaeli Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı - Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalı
Doç.Dr. Ali Süha Çalıkoğlu, North Caroline Tıp Fakültesi Pediatrik Endokrinoloji Bölümü